Adana Gezisi

Havayollarının bilet promosyonları başladı ve ben dayanamayarak bir sürü bilet aldım 🙂

İlk durağımız Adana oldu. Adana’ya geçen sene de gitmiş pek bir şey anlayamamıştım. Anlamlandırmak adına bu sene tekrar gittik 🙂
İstanbuldan 09:25 uçağına bindik ve 11:10 gibi Adana’ya indik. Araba kiralama işlerini Emre halletmişti. İndiğimiz gibi budget ofisini buluyoruz aracımızı alıyoruz. Adana havalimanı şehir merkezine çok yakın. Doğru düzgün kahvaltı yapmadığımız için açlıktan ölerek ilk lezzet durağımıza uğruyoruz.
İlk lezzet durağımız Ciğerci Bedo. Bir Adanalı gibi kahvaltıyı ciğerle yapalım dedik. Mekan oldukça güzel bahçede oturuyoruz. Garsonlar da oldukça ilgili. Ben muzlu süte yer ayırmak için yarım porsiyon ciğer şiş istiyorum. Emre ve Samed birer porsiyon istiyorlar. Ciğerler gelmeden masa salatalarla donatılıyor. Közlenmiş soğan nefis.
 cigerci_bedo
Lavaşlara sarıp sarıp yiyoruz. Hiç affetmiyoruz 🙂 Ciğerleri yiyip hesabı ödüyoruz ve 3 kişi içecekler ile beraber 50tl ödüyoruz. Ödediğimiz hesaba şaşırıyoruz 🙂
İkinci durağımız geçen sene geldiğimızde kebaplardan çok hatırladığımız ve sevdiğimiz Kazım Büfe’nin muzlu sütü. Hızla yola koyuluyoruz. Muzlu süt istediğinizde 1 büyük bardak ile 1 küçük bardak birlikte geliyor. Ben geçtiğimiz seneden bu işi öğrendiğim için 2/3 yapalım diyorum 🙂 Bu 2 büyük ve 2 küçük bardağı 3 büyük bardağa bölüştürün anlamına geliyor. Muzlu süt hiç hayal kırıklığına uğratmıyor her zamanki gibi mükemmel.
kazim_bufe
Muzlu süt sevenler derneğine Samed’i de ekliyoruz 🙂 Yarın tekrar gelecek şekilde Kazım Büfe’den ayrılıyoruz. 3 büyük bardak muzlu süt için 10tl ödüyoruz.
Odalarımıza yerleşmek için otele gidiyoruz. Güneş Işığı otel fiyatı oldukça uygun ve merkezi. Merkez Park’ın hemen yanında Merkez Cami manzaralı. Otele yerleşip bu kez yürüyerek Merkez Camii’ne gidiyoruz.
Hava çok güneşli. Gerçi ben daha sıcak bekliyorum ama güneş ısıtıyor. İstanbul’da dondurucu bir hafta sonrası hepimize çok iyi geliyor. Muzlu sütten mi ciğerden mi bilinmez hepimiz çok mutluyuz. Merkez Camii sonrasında Merkez Park içerisinde gezmeye başlıyoruz. Park çok geniş bir alana yayılmış ve çok güzel.
Çimlerin üzerinde yürüyoruz. Bir de köpek takılıyor peşimize beni sevin diye kendini yerden yere atıyor. Samed ve Emre köpek konusunda biraz temkinli (korkuyor demiyorum dikkatinizi çekerim 🙂 Onlar bile bu sevimli köpeğe karşı koyamıyor 🙂
Kendisi hemen arkamda bulunuyor 🙂 İyice yürüdükten sonra Seyhan nehrinin kıyısında çekirdek yiyip çay içiyoruz. Aslında hepimiz acıkmayı bekliyoruz.
Kebap yemek için aldığımız tavsiye Yeşil Kapı. Merkez parka oldukça yakın. Hakkında hijyenik olmadığı yönünde çokça duyum aldığım için oldukça temkinliyim. Hatta sırf bu yüzden dışarda oturmak istiyorum.
Burası henüz turistik değil. Henüz diyorum çünkü Vedat Millor önermiş kısa bir süre sonra popüler hale geleceğinden şüphem yok. Bu mekanı Adanalılar çokça tercih ediyor. Ne isteyeceğimiz konusunda kararsız kaldığımızı gören garson karışık getireyim diyor. Hemen kabul ediyoruz. Karışık içerisinde külbastı. adana ve tavuk var.
Dedikleri kadar var kebap ve külbastı çok lezzetli. Gelen salatalar da nefis. Pis olduğu konusunu aklımdan çıkarıp yiyorum. Yağlı ekmekler bol acılı. Kebapların üstü de pul biberli ağzımız dilimiz yanıyor ama bayıla bayıla yiyoruz. 3 kişi için içecekler ile beraber 60tl ödüyoruz. Burası İstanbul’da olsa ne kadar öderdik diye düşünmeden edemiyoruz 🙂
Bundan sonra yürüyelim de yediklerimizi eritelim diye düşünürken karşımıza tatlıcı çıkıyor. Meşhur Adana burmasını daha yolun başında almış bulunuyoruz. Bol şerbetli ve taze 🙂 Tanesi 2.5tl
Türk kahvesi içmek için Madenci Kurukahve’yi arıyoruz. Emre navigasyon işinde çok başarılı. Onun isteğiyle kendimizi ona bırakıyoruz. Kısa sürede sadece 3-4 masası bulunan madenci kurukahveyi buluyoruz. Dışarda oturuyoruz fakat ısıtıcılar oldukça güzel ısıtıyor. Kahveyi nasıl içeceğimizi sorup bir de ismimizi öğreniyorlar. Daha sonra süper bir sunumu olan kahvemize kavuşuyoruz.
Kahvenin sunumu şahane. Lezzeti de her yerde bulamayacağımız türden. Emre Antep alışkanlıklarıyla yanına bir de antep fıstığı alıyor. Afiyetle içiyoruz kahvelerimizi. Kahvenin yanında bir de fal çıkıyor böylece sonrası için fincanı kapatmaya da gerek kalmıyor 🙂 Mekanı, sunumu ve lezzetini çok beğeniyoruz. Yeni çekilmiş kahveden İstanbul’a götürmek için yanımıza da alıyoruz.
3 kişi için 18tl ödüyoruz.
Otele geçip akşam için biraz dinleniyoruz. Akşam yemeği için Yüzevler Kebap önerisini yapan Hakan Abiyi dinleyeceğiz 🙂 Gece dönmek zor olur diye yürümek yerine arabayla gitmeyi tercih ediyoruz.
Ortam çok güzel garsonlar çok ilgili. Menü istiyoruz fiyatlar yazmıyor. Bu durum hepimizi huzursuz ettiğinden fiyatlı bir menü istiyorum. Daha yetkili bir bey fiyatlı menü bulunmadığını söylüyor. Daha önce kimsenin sormadığını da ekliyor. Bu durum hepimizi şaşırtıyor. Emre’nin deyimiyle 1000tl tuttu hesap deseler ödemek zorundayız 🙂 Önemli kaynaklar rahat olun diyor siparişlerimizi veriyoruz. Ben humus ve içli köfte istiyorum. Beyler adana kebap söylüyor. Kendi özel şalgamlarından da istiyoruz. Çiğ köftenin olduğunu duyunca dayanamayıp ondan da istiyorum. Her şey tertemiz çok lezzetli.
Yemeğin sonunda aşure ikram ediliyor. Biz de öneriler üzerine kadayıf söylüyoruz. Hiç birimizin yiyecek yeri yok ama o kadar lezzetli ki kaçırmak istemiyoruz. Çok keyifli bir akşam geçirdikten sonra hesabı istiyoruz. Hesap içki içmezseniz 3 kişi için 130 tl tutuyor. Yediklerimiz ve ortam daha fazlasını bile hakediyor. Teşekkür ederek mekandan ayrılıp otelin yolunu tutuyoruz.
Ertesi gün de otelde kahvaltı yapıp gitmeden Kazım büfeye uğruyoruz. Adana’ya veda etmek için daha uygun bir yer düşünülemez çünkü.
Vaktimiz kalınca bir de Madencide türk kahvesi içiyoruz. Bir daha böyle güzelini kolay bulamayız diye.
Uçağa binip İstanbul’a geliyoruz. Çok keyifli bir hafta sonunu geride bırakıyoruz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.