Thassos Notları 2

Thassos’da güneşli güzel bir güne uyanıyoruz. Yanımızda getirdiğimiz kahvaltılıklar ile birlikte odamızdaki küçük balkonda güzel bir kahvaltı hazırlıyoruz. 

thassos_kahvalti

Bu mutfak ve kahvaltı olayını çok sevdim. Böylece hamurişi yemek zorunda kalmadığımıza seviniyorum. Kahvaltımızı yapıp Marble Beach‘e gitmek için yola çıkıyoruz. Thassos için bir arkadaşım doğayı bozmadan nasıl ada turizmi yapılır en güzel örneği demişti. Kesinlikle katılıyorum.

thassos_yesil

Her yer yemyeşil. Marble Beach’in yolu çok bozuk diye okumuştuk. Bu yüzden navigasyonun bizi yönlendirdiği  yanlış yolu hiç sorgulamadık. Kara şimşek yollarda yüzümüzü kara çıkarmadı ama dağ yolunu başka bir arabayla geçmek çok zor olurdu.

kara_simsek

Yollar kötüydü ama manzara muazzamdı. Thassos doğasıyla, yeşiliyle bizi kendine hayran bıraktı.

thassos_view

Ben manzarayı izlerken yolla uğraşan Emre’nin hakkını yemeyeyim. Usta şoförlük tecrübesini gösterdi. Kötü yollar bitince tozlu yollara girdik ve Marble Beach’e ulaştık.

marble_beach

Mermer kalıntılarının dökülmesiyle bembayaz bir kumsalı olan Marble Beach cam gibi deniziyle oldukça güzeldi. Burada iki ayrı koy ve tesis var. Biz biraz yüzüp güneşlendikten sonra ayrıldık. Bir miktar abartılmış geldi. Yine de gidip gitmeme kararı sizin 🙂

Yorgunluk atmak için Limenas’a kahve içmeye gidiyoruz. Limenas’ta bulunan dükkanları biraz gezdikten sonra Vertigo‘ya oturuyoruz. Frappe hayal kırıklığından sonra greek coffee olarak satılan Türk kahvesinden duble söylüyorum.

vertigo_greek_coffee

İşin aslı kahveyi bizden güzel yapıyorlar. Bol köpüklü oldukça lezzetli. Gündüz herkes koylarda olduğu için Limenas oldukça sakin. Biz de kahvemizi içip La Scala Beach‘e gidiyoruz. Çeşme ve Alaçatı plajlarını aratmayan bir ortamı var. Şansımıza hava bir anda bozuyor. Önce rüzgar ardından fırtına ortalığı yerle bir ediyor. La Scala Beach’de denize giremeden ayrılıyoruz. Çıkan fırtına bile keyfimizi kaçıramıyor. Önce bir süpermarket gezip Türkiye’de bulamayacağımız şekerleme ve çikolatalardan alıyoruz.

Merak ettiğimiz köylerden bir diğeri Kazaviti. Denize giremiyorsak köy gezelim diye düşünüp buraya geliyoruz.

kazaviti

Kazaviti bildiğiniz Safranbolu 🙂 Evler o kadar çok benziyor ki bir an nereye geldiğimizi unutuyoruz. Yağmur da yeteri kadar yağdığını düşünmüş olacak ki yerini bulutlara bırakıyor. Karnımız acıktığı için daha önceden listeme eklediğim Vasilis’e gidiyoruz.

vasilis

Yağmur sonrası toprak kokusu eşliğinde şu sol üstte görmüş olduğunuz terasta oturuyoruz. Bu sefer ev yapımı şarap, musakka, peynir salatası ve patates kızartması sipariş ediyoruz.

musakka peynir_salatasi ev_yapimi_sarap

Burada yediğimiz her şeyi çok beğendik. Bir kere musakka daha önce yediklerime hiç benzemiyordu ve inanılmaz lezzetliydi. Peynir salatası ve şarap da oldukça güzel bir ikiliydi. O kadar keyifli bir yemekti ki tekrar gidilecekler listemize Vasilis kesinlikle girdi 🙂

kazaviti_thassos

Yemek sonrası köyü gezdik. Turistik bir köy olmasına rağmen burada da hiç park ücreti ödemedik.

kazaviti_view

Köy gezisinin sonunda hava da güzelleşince denize gitme kararı alıyoruz. Adayı soldan tavaf edip Limeneria’ya gitmek istediğimiz için yol üzerinde bulunan Skala Marion plajına gidiyoruz.

skala_marion

Çocuklu aileler tarafından tercih edilen sessiz sakin bir yer. Biz de çok sevdik. Kum plajı ve bir tane tesisi var. Denizi de dalgalı değil. Denizden ayrıldıktan sonra adanın konaklama için tercih edilen ikinci ucuna Limaneria’ya gidiyoruz.

Konaklama için burayı tercih edenler çok övmüşler ama ben pek sevmedim. Dondurma yemek için sahildeki kafelerden birini tercih ettik.

Ως Ευ Παρεστητε

Dondurma çeşitleri güzeldi ben oreolu olana bayıldım 🙂

thassos_icecream

Limaneria’ya ben pek ısınamayınca otele dönmeye karar vermiştik ama yarı yolda haydi gelmişken şurayı da görmeden gitmeyelim diyerek Marion Lake‘e gittik. Sahil şeridinde değil iç kısımda bulunuyor ve ilerledikçe yolu bozuluyor.

marion_lake

Suları azalmış minik bir gölet görünce hayal kırıklığına uğruyoruz üstelik bizden başka kimse yok 🙂 Değişik tip ağaçları dışında görülmeye değer bir yanını bulamıyoruz.

marion_lake_tree

Waterfall tabelalarını takip ediyoruz ama şelale namına da bir şey göremiyoruz. Dönüşte bal ve zeytinyağı alarak otele dönüyoruz. Gitmesek de olurdu dediğimiz tek yer burası

Akşam için hazırlanıp tekrar Limenas’a gidiyoruz. Gündüz sakin olan yer akşam oldukça hareketli. Arabayı bırakacak yer bulmakta zorlanıyoruz. İki üç tur attıktan sonra arabadan kurtulup yemek yemek için bir yer arıyoruz. Mesogeios’a oturuyoruz. Türkçe konuşan garsonları ve Türkçe menüleri var. Bahçesi çok keyifli. Biz yemek için karışık kızartma, füme uskumru ve peynir salatası istiyoruz. Taktık bu peynir salatasına 🙂

fume_uskumru peynir_salatasi karisik_kizartma

Porsiyonlar her zamanki gibi çok büyük ve yediklerimiz çok lezzetli. Şu büyük porsiyon olayı sebebiyle daha fazla çeşit deneyemediğimize üzülüyorum. Thassos’a kalabalık gelmek yemek tadımı açısından oldukça faydalı olabilir. Yemek güzel ortam güzel. Keyifli bir akşam geçiriyoruz.

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Leave a Reply